Tarihin akışında bazı geceler vardır ki, bir milletin kaderini sonsuza dek değiştirir. 1990 yılının 19 Ocak'ı 20 Ocak'a bağlayan gece, Azerbaycan tarihi için böyle bir andır. Sovyet tanklarının Bakü sokaklarına girdiği, demokratik talepler için meydanlara çıkan silahsız sivil halka ateş açıldığı bu kanlı gece, Azerbaycan'da Qara Yanvar (Kara Ocak) veya Qanlı Yanvar (Kanlı Ocak) olarak anılır. Bu faciada aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu yüzlerce insan katledildi, binlerce kişi yaralandı. Ancak akan kanlar, yetmiş yıllık Sovyet esaretinin sonunu getiren bağımsızlık ateşini söndüremedi; aksine alevlendirdi.
![]() |
| 1990 yılında Bakü'deki Sovyet tankları |
Faciaya Giden Yol
20 Ocak faciasının kökleri, 1987 yılından itibaren Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan gelişmelere dayanır. Sovyetler Birliği'nin çöküş sürecine girdiği bu dönemde, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, tarihi Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ'ın kendi topraklarına katılması için faaliyetlerini artırdı. 1988 yılından itibaren Ermenistan'dan yüz binlerce Azerbaycan Türkü zorla göç ettirildi, Karabağ'da silahlı Ermeni çeteleri Azerbaycan köylerine saldırılar düzenleyerek evleri yaktı, insanları katletti.
Azerbaycan Milli Meclisi'nin 1994 tarihli kararında belirtildiği üzere, Aralık 1989'da Ermenistan Yüksek Konseyi, Karabağ'ın Ermenistan'la birleştirilmesi yönünde karar aldı. Bu haksız karar, Azerbaycan halkında büyük tepkiye yol açtı. Bakü'de ve diğer şehirlerde yüz binlerce kişinin katıldığı mitingler düzenlendi. Azerbaycan halkı, Sovyet yönetiminin Ermeni saldırılarına göz yummasına, toprak bütünlüğünün tehdit edilmesine karşı demokratik yollarla sesini yükseltmeye başladı.
1989 yılının ikinci yarısından itibaren Azerbaycan Halk Cephesi önderliğinde örgütlenen halk hareketi, yalnızca Karabağ meselesini değil, aynı zamanda Sovyet totaliter rejiminin tüm baskıcı uygulamalarını protesto ediyordu. Özgürlük Meydanı'nda düzenlenen gösteriler, Azerbaycan'ın bağımsızlık talebinin giderek güçlendiğini gösteriyordu.
1990 yılının ilk günlerinde Karabağ ve çevresinde Ermeni silahlı gruplarının saldırıları arttı. 12 Ocak 1990'da Hanlar ilinin Kuşçu köyüne 500 kişilik silahlı Ermeni grubu saldırarak onlarca Azerbaycan Türkü'nü katletti. Bakü'de 13 Ocak'ta bir Ermeni'nin 2 Azerbaycanlıyı kasıtlı olarak öldürmesi üzerine şehirde Azerbaycanlılar ile Ermeniler arasında karşılıklı saldırılar yaşandı. Bu olaylarda Sovyet güvenlik güçleri müdahale etmeyerek, kasıtlı bir şekilde karışıklığın büyümesine göz yumdu.
Ocak ortalarında Sovyet yönetimi, ülkenin farklı bölgelerinden topladığı yaklaşık 50-60 bin kişilik orduyu şehir sınırlarında konuşlandırdı. Azerbaycan'a gönderilen ordu birliklerinin içine Stavropol, Rostov ve Krasnodar'dan seferber edilen Ermeni subay ve askerleri, askeri okullarda eğitim alan Ermeni öğrenciler de dahil edildi. 15 Ocak'ta Karabağ ve çevresinde olağanüstü hal ilan edildi. Azerbaycan halkı bu karara tepki göstererek, dönemin Komünist Parti yönetiminin istifasını talep etti. 17 Ocak'ta düzenlenen gösteri en büyük katılıma ulaştı; yüz binlerce insan meydanlara döküldü.
Kanlı Gece: 19-20 Ocak 1990
![]() |
| Sovyet tankının ezdiği araba |
Milli Meclis kayıtlarına göre, 19 Ocak 1990 akşamı saat 19:27 sıralarında, Sovyet İstihbarat servisi KGB Alfa grubu Azerbaycan televizyonunun enerji bloğunu patlattı. Televizyon yayını kesilerek halkın bilgi alması engellendi. Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, 19 Ocak'ta 20 Ocak'tan itibaren Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmesi hakkında ferman imzaladı. Ancak bu ferman halka duyurulmadan, gece 23:30 sıralarında, yaklaşık 26 bin kişilik Sovyet ordusu zırhlı araçlarla beş yönden Bakü'ye girdi.
Olağanüstü halin halka duyurulması, ancak 20 Ocak sabahı saat 7:00'de radyo ile yapıldı. Ancak o saatte öldürülenlerin sayısı 100 kişiye ulaşmıştı. Azerbaycan Veteranlar Teşkilatı belgelerine göre, olağanüstü hal ilan edilmeden önce, o gece Sovyet askeri güçleri 82 kişiyi amansızca katletti, 20 kişiyi ölümcül şekilde yaraladı. Gorbaçov'un fermanı yürürlüğe girmeden önce, 20 Ocak saat 00:00'a kadar 9 kişi öldürülmüştü.
Tanklar ve ağır zırhlı araçlar, onları engellemeye çalışan silahsız sivillerin üzerine sürüldü. Ambulanslara ve yolcu otobüslerine ateş açıldı. Sokakları barikatlarla kapatmaya çalışan, ellerinde taş ve sopalardan başka silah bulunmayan insanlar, tank paletleri altında ezildi.
20 Ocak'ta ve sonraki günlerde Bakü şehrinde 21 kişi daha öldürüldü. Sovyet ordusu katliamını Bakü'yle sınırlamadı; olağanüstü halin ilan edilmediği bölgelerde, 25 Ocak'ta Neftçala'da, 26 Ocak'ta Lenkeran'da 8 kişi daha katledildi. Milli Meclis kararına göre, Sovyet ordusunun yasadışı müdahalesi sonucunda Bakü'de ve cumhuriyetin diğer bölgelerinde 131 kişi öldürüldü, 744 kişi yaralandı, 841 kişi yasadışı olarak tutuklandı. Öldürülenler arasında kadınlar, çocuklar, yaşlılar, Olağanüstü Durumlar Bakanlığı çalışanları ve polisler vardı. Askerler tarafından kullanılan yangın mermileri sonucu 200 ev ve daire, 80 otomobil, acil tıbbi yardım araçları dahil birçok araç, devlet ve özel mülk tahrip edildi.
Resmi rakamlara göre, bu rakamlar daha sonra 147'ye ulaştı. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın 2000 yılı 17 Ocak tarihli fermanı ile 137 Azerbaycan vatandaşına "20 Yanvar şehidi" onur unvanı verildi. Sonrasında yapılan araştırmalar ve Çalışma ve Sosyal Koruma Bakanlığı'nın başvuruları üzerine, 2002'de 2 kişi, 2003'te 2 kişi, 2008'de 6 kişi daha bu unvanı aldı. Böylece 20 Ocak şehitlerinin sayısı 147 kişiye ulaştı. Müdafaa Bakanlığı kayıtlarına göre ise toplamda Azerbaycan'ın 150 20 Ocak şehidi vardır.
Halkın Direnişi ve Şehitlerin Defni
![]() |
| Bakü'de bağımsızlık isteyen Azerbaycanlılar |
Bakü'de Sovyet yönetimi tarafından olağanüstü hal ilan edilmesine ve kentin tamamen Sovyet ordusu tarafından kontrol altına alınmasına rağmen, Azerbaycan halkı yılmadı. Kanlı gecenin ertesi günü, insanlar yine sokaklara çıktı ve şehitlerin defnedilmesi için hazırlıklara başladı.
22 Ocak 1990'da Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti'nin olağanüstü oturumunda, Sovyet Yüksek Sovyeti Başkanlık Heyeti'nin 19 Ocak 1990 tarihli fermanı kanunsuz sayıldı ve bu temelde gerçekleştirilen askeri-siyasi tedbir, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne karşı bir saldırı, Bakü halkının yüzlerce ferdinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olan askeri görevlilerin eylemleri ise Azerbaycan halkına karşı bir cinayet olarak değerlendirildi.
Şehitlerin cenazelerini defnetmek için yaklaşık bir milyon Azerbaycanlı, Özgürlük Meydanı'nda toplandı. Şehitler, 31 Mart 1918'de Ermenilerin saldırıları sonucu hayatını kaybeden Azerbaycanlıların mezarlarının bulunduğu, daha sonra Sovyet döneminde park haline getirilen Dağüstü Parkı'na (Şəhidlər Xiyabanı - Şehitler Hıyabanı) defnedildi. Cenaze merasiminde insanlar kırmızı karanfiller taşıdı ve sokaklardaki kanların üzerine karanfiller attı. Bu yüzden 20 Ocak katliamı karanfille özdeşleşti ve 19-20 Ocak gecesi "karanfilin ağladığı gece" olarak anılmaya başlandı.
Bütün Bakü halkı gece katledilenlerin kitlesel cenaze törenine toplandı. Binlerce Komünist Parti üyesi parti kartlarını yaktı. Azerbaycan Yüksek Sovyeti Başkanı Elmira Gafarova askeri katillerin eylemlerini kınadı.
Haydar Aliyev'in Tarihi Duruşu
O ağır günlerde, Azerbaycan'ın eski Komünist Parti lideri ve gelecekteki cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 21 Ocak 1990'da Moskova'daki Azerbaycan Daimi Temsilciliği'ne gelerek tarihi bir adım attı. Haydar Aliyev düzenlediği basın toplantısında 20 Ocak faciasını şiddetle kınadı, bunun hukuka, demokrasiye ve insanlığa aykırı olduğunu, Moskova'nın ve o zamanki cumhuriyet yöneticilerinin suçu yüzünden işlenmiş kaba bir siyasi hata olduğunu belirtti.
Haydar Aliyev'in bu cesur çıkışı, dünyaya ve Azerbaycan halkına yayıldı. Halkın yüreğinde umut ışığı yandı. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Yüksek Meclisi, Haydar Aliyev'in öncülüğünde 21 Kasım 1990'da 20 Ocak faciasına ilk siyasi değerlendirmeyi yapan organ oldu.
20 Ocak faciasının ardından Azerbaycan Başsavcılığı soruşturma başlattı ve 100 ciltlik dosya hazırladı. Ancak bu dosyanın 68 cildi Sovyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Moskova'ya gönderildi ve bir daha geri getirilmedi. Sovyet Baş Askeri Savcılığı adalet binbaşısı V. Medvedyev'in soruşturma grubu, askeri görevlilerin eylemlerinde suç unsuru görmeyerek 20 Temmuz 1990'da soruşturmaya son verdi. Böylece Sovyet yönetimi, katliama gerçek bir hukuki değerlendirme yapmaktan kaçındı.
Daha sonra yayınlanan uluslararası raporlarda, Ocak 1990'da Sovyet ordusunun orantısız güç kullandığı teyit edildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporunda, yapılan operasyonun Azerbaycanlıları toplu olarak cezalandırmak olduğu belirtildi. Mihail Gorbaçov da sonraki yıllarda, Bakü'de olağanüstü hal ilan etmek ve oraya asker göndermek siyasi hayatının en büyük hatası olduğunu itiraf etti.
Gerçek adalet ancak Haydar Aliyev'in 1993'te yeniden iktidara gelmesiyle sağlandı. 5 Ocak 1994'te Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in fermanıyla, Milli Meclis'in özel oturumu toplantıya çağrıldı. 29 Mart 1994'te Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, "1990 yılı 20 Ocak'ta Bakü'de işlenen facievi olaylar hakkında" özel karar kabul etti. Bu kararda, Sovyet ordusunun Bakü'ye girmesinin Azerbaycan halkına karşı askeri saldırı ve cinayet olduğu açıkça belirtildi. Kararda şöyle denildi: "Azerbaycan'da gelişen milli özgürlük hareketini boğmak, demokratik ve egemen bir devlet yaratmak amacıyla ayağa kalkan halkın inanç ve iradesini kırmak, milli benliğini alçaltmak ve böyle bir yola adım atan herhangi bir halka Sovyet savaş makinesinin gücünü göstermek amacıyla 1990 yılı 20 Ocak'ta Sovyet Silahlı Kuvvetlerinin Bakü şehrine ve cumhuriyetin birkaç bölgesine sokulması, sonuçta hak ve adaletin savunması adına sokaklara çıkmış silahsız insanların acımasızca katledilmesi Azerbaycan halkına karşı totaliter komünist rejim tarafından askeri saldırı ve cinayet olarak değerlendirilsin."
Tarihi Sonuçlar
20 Ocak katliamı, Sovyetler Birliği'nin Bakü'de, 1956'da Budapeşte'de, 1968'de Prag'da, 1986'da Almatı'da ve 1989'da Tiflis'te yaptığı gözdağı amaçlı katliamların devamıydı. Ancak bu katliamların hiçbiri hedefine ulaşamadı. Sovyet tankları Azerbaycan halkının iradesini kıramadı; tam tersine, bağımsızlık mücadelesini güçlendirdi.
Azerbaycan halkı 20 Ocak sonrasında Sovyet yönetimine olan güvenini tamamen yitirdi. Komünist Parti üyeleri kitlesel olarak partiden istifa etti. Kanlı Ocak olayları, Sovyetler Birliği'nin çöküşünü hızlandırdı ve Azerbaycan'ın 1991'de tam bağımsızlığını ilan etmesinin hem manevi hem de siyasi zeminini hazırladı. 20 Ocak faciası Azerbaycan'da Sovyet imparatorluğunun tüm manevi ve sosyal dayanaklarını yitirmesine sebep oldu, ülkenin bağımsızlığı fikri genel milli amaca dönüştü.
17 Ocak 1992'de Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti, her yıl 20 Ocak tarihinin Şəhidlər günü (Şehitler Günü) olarak anılmasına karar verdi. 16 Aralık 1999'da ise Azerbaycan Devlet Başkanı, 20 Ocak katliamının devlet seviyesinde anılmasına ilişkin bir kararname imzaladı.
Bugün Azerbaycan'da her yıl 20 Ocak'ta, Bakü saati ile saat 12:00'de ülkenin tüm bölgelerinde 20 Ocak şehitlerinin hatırası bir dakikalık saygı duruşuyla anılır. Gemilerden, otomobillerden ve trenlerden sesli işaretler verilir, matem alameti olarak devlet bayrakları yarıya indirilir. Azerbaycan halkı, o günün kurbanlarının simgesi haline gelen kırmızı karanfillerle Şehitler Hıyabanı'na akın eder.
1998 yılında Şehitler Hıyabanı'nda Əbədi məşəl (Ebedi Meşale) anıt kompleksi yükseltildi. 2010'da Bakü'nün Yasamal bölgesinde "20 Yanvar Anıt Kompleksi" açıldı; kompleksin üzerinde faciede hayatını kaybeden 147 kişinin adı altın harflerle yazıldı.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de şehitlerin hatırasının yüceltilmesine, şehit ailelerinin sosyal meselelerinin çözümüne özel önem veriyor. 19 Ocak 2006 tarihli fermanla "20 Yanvar şehidi ailesi için Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın bursunun tesis edilmesi hakkında" karar alındı ve şehit ailelerine devlet desteği artırıldı.
Yazar notu
20 Ocak 1990 Bakü katliamı, Azerbaycan tarihinin en acı ve en şerefli sayfalarından biridir. Bu faciada yüzlerce masum insan hayatını kaybetti, ancak onların kanları boşa akmadı. Sovyet tankları altında ezilen bedenler, bağımsız Azerbaycan devletinin temellerini attı. Silahsız siviller karşısında tank ve top kullanan Sovyet ordusunun vahşeti, bir milletin özgürlük aşkını söndüremedi; aksine alevlendirdi.
Günümüzde tam bağımsız bir devlet olan Azerbaycan Cumhuriyeti, 20 Ocak şehitlerinin mirasını yaşatmaya devam ediyor. Bu dehşetli gün, hem acı bir hatıra hem de bir milletin özgürlük ve onur mücadelesinin zafere ulaştığının kanıtı olarak Azerbaycan'ın kollektif hafızasında ebediyen yaşayacaktır.
Kaynaklar:
2. Azərbaycan Respublikası Müdafiə Nazirliyi - 20 Yanvar - Bakı
3. Azərbaycan Müharibə, Əmək və Silahlı Qüvvələr Veteranları Təşkilatı - 20 yanvar faciəsi
5. AZƏRTAC - 20 Yanvar qırğınında 147 nəfər şəhid olmuşdur
6. TRT Azerbaycan - Azərbaycanın qəhrəmanlıq tarixinin 20 Yanvar səhifəsi
8. Qarabağı Unutma - Milli Qarabağ Şurası - 20 Yanvar
9. Ucar Rayon İcra Hakimiyyəti - 20 Yanvar Azərbaycan xalqı üçün unudulmaz tarixdir
10. Qax Rayon İcra Hakimiyyəti - 20 Yanvar hadisələri



0 Yorumlar