Karadağ’ın Adriyatik kıyısında yer alan Kotor kenti, tarih boyunca stratejik konumu sayesinde önemli bir ticaret ve denizcilik merkezi olmuştur. Antik çağlardan itibaren farklı siyasi otoritelerin hâkimiyetine giren şehir, mimari dokusu, surları ve limanı ile Akdeniz kent kültürünün karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Ancak Kotor’u benzer liman kentlerinden ayıran unsurlardan biri, sokaklarında yoğun biçimde varlık gösteren kedilerdir. Günümüzde bu kediler, turistik anlatılarda romantize edilse de, kökenleri tarihsel, ekonomik ve toplumsal faktörlere dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Kotor’daki kedi nüfusunun ortaya çıkışını, tarihsel süreç içindeki gelişimini ve kent kültürüyle kurduğu ilişkiyi akademik bir çerçevede incelemektir.
Kotor’un Liman Kenti Kimliği ve Denizcilik Geleneği
Kotor, Roma döneminde Acruvium adıyla anılmış, Bizans ve Orta Çağ boyunca Adriyatik ticaret ağının önemli bir durağı olmuştur. Özellikle 1420–1797 yılları arasında Venedik Cumhuriyeti’nin hâkimiyetinde kalan şehir, askerî ve ticari liman kimliğini güçlendirmiştir. Denizcilik faaliyetlerinin yoğun olduğu bu dönemlerde gemiler, uzun süre denizde kalmaları sebebiyle ciddi kemirgen sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Tarihsel kaynaklar, kedilerin Orta Çağ ve erken modern dönemde gemilerde zorunlu bir unsur olarak bulunduğunu ortaya koymaktadır .
Kediler, gemilerdeki tahıl depolarını ve erzakları kemirgenlerden korumak amacıyla kullanılmıştır. Bu uygulama yalnızca Avrupa’ya özgü olmayıp Akdeniz, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz havzasında da yaygındır. Kotor Limanı’na gelen ticaret gemileri aracılığıyla kediler zamanla karaya çıkmış ve kent dokusuna yerleşmiştir. Böylece kedi nüfusunun temeli, doğrudan deniz ticaretiyle bağlantılı olarak atılmıştır.
Orta Çağ ve Erken Modern Dönemde Kedilerin İşlevsel Rolü
Kotor’un Orta Çağ’daki kent yapısı, dar sokaklar, taş zeminler ve yoğun yapılaşma ile karakterizedir. Bu fiziksel çevre, kemirgenlerin barınmasına elverişli olduğu kadar kediler için de uygun bir yaşam alanı sunmuştur. Kent arşivlerine ve Adriyatik şehirleri üzerine yapılan çalışmalara göre, tahıl ambarları ve ticaret depoları kedilerin özellikle korunduğu mekânlar arasında yer almıştır .
Venedik yönetimi döneminde Kotor’da uygulanan belediye düzenlemeleri, dolaylı biçimde kedilerin kent içindeki varlığını desteklemiştir. Her ne kadar kedilere ilişkin doğrudan hukuki metinler sınırlı olsa da, tahıl depolarında kemirgen kontrolüne verilen önem, kedilerin işlevsel değerini açıkça göstermektedir. Bu durum, kedilerin kent yaşamında yalnızca rastlantısal değil, bilinçli biçimde tolere edilen canlılar olduğunu göstermektedir.
Toplumsal Algı ve Kültürel Kabul Süreci
Kedilerin Kotor’daki varlığı zamanla yalnızca ekonomik bir işlevle sınırlı kalmamış, toplumsal bir kabule dönüşmüştür. Avrupa’nın bazı bölgelerinde Orta Çağ boyunca kediler batıl inançlarla ilişkilendirilmiş ve olumsuz algılanmış olsa da, denizci kentlerde bu yaklaşım daha sınırlı kalmıştır. Denizcilik geleneği olan toplumlarda kediler, uğursuzluk sembolü değil; aksine düzeni ve dengeyi sağlayan canlılar olarak görülmüştür .
Kotor’da kedilere yönelik hoşgörülü tutum, halk kültürüne de yansımıştır. Kedilerin ev önlerinde, dükkânlarda ve meydanlarda varlık göstermesi, onların “sokak hayvanı”ndan ziyade “kentsel canlı” olarak algılandığını düşündürmektedir. Bu durum, insan–hayvan ilişkilerinin kent kimliği üzerindeki etkisini ortaya koyan önemli bir örnektir.
-
yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kotor, kültürel mirası nedeniyle turistik bir merkez hâline gelmiştir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmasıyla birlikte şehir, uluslararası ziyaretçilerin ilgisini çekmiştir. Bu süreçte kediler, Kotor’un görsel ve kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkmıştır. Kentte kedi figürlerinin hediyelik eşyalarda, kartpostallarda ve sanatsal ürünlerde yoğun biçimde kullanılması, bu algının pekiştiğini göstermektedir.
Kotor’daki Kedi Müzesi, bu kültürel sürecin kurumsallaşmış bir örneğidir. Müze, kedilerin şehirle kurduğu tarihsel bağı sembolik düzeyde temsil etmektedir. Ancak bu temsil, romantik bir anlatıdan ziyade, tarihsel sürekliliğe dayanmaktadır.
Güncel Sorunlar ve Koruma Yaklaşımları
Günümüzde Kotor’daki kedi nüfusu, turizmle birlikte artan ilgi nedeniyle yeni düzenlemeleri gerekli kılmıştır. Yerel yönetimler ve hayvan hakları kuruluşları, kısırlaştırma ve sağlık hizmetleri yoluyla kontrol mekanizmaları geliştirmektedir. Bu uygulamalar, kedilerin kentten uzaklaştırılmasını değil, kentle uyumlu biçimde yaşamalarını hedeflemektedir. Bu yaklaşım, modern kent yönetiminde insan–hayvan ilişkilerinin etik boyutunu da gündeme getirmektedir.
Kotor’daki kedilerin varlığı, basit bir turistik detay ya da folklorik unsur olarak değerlendirilemez. Bu olgu, denizcilik tarihi, ticaret ağları, kent mimarisi ve toplumsal kültürün kesişim noktasında şekillenmiştir. Kediler, yüzyıllar boyunca Kotor’un ekonomik düzenine katkı sağlamış, zamanla kültürel bir sembole dönüşmüştür. Günümüzde ise bu tarihsel miras, modern kent yaşamı içinde korunmaya çalışılmaktadır. Kotor örneği, hayvanların kent kimliğinin oluşumunda nasıl kalıcı bir rol üstlenebileceğini gösteren dikkat çekici bir vakadır.
Kaynakça
-
Lane, Frederic C.
Venice: A Maritime Republic. Baltimore: Johns Hopkins University Press, 1973, s. 65. -
Norwich, John Julius
A History of Venice. New York: Vintage Books, 1982, s. 94. -
Lucassen, Jan
Global Labour History: A State of the Art. Bern: Peter Lang, 2007, s. 45. -
Serpell, James
In the Company of Animals: A Study of Human–Animal Relationships. Cambridge: Cambridge University Press, 2014, s. 88. -
UNESCO
Natural and Culturo-Historical Region of Kotor. Paris: UNESCO World Heritage Centre, 2019, s. 5.



0 Yorumlar