Monarşi (Saltanat) ile idare edilen iki imparatorluğun birlikte Cumhuriyet rejimli bir kukla devlet kurması kulağa fantastik gelebilir. Zira Saltanat ile Cumhuriyet birbirine aykırıdır. Ama tarihte böyle bir olay vâkidir ve bu imparatorluklardan biri Rusya diğeri ise Osmanlı'dır.
(Cumhuriyet, Yunanistan'ın solundaki koyu renkli yedi ana adadan oluşuyordu.)

BİR GARİP SİLSİLE-İ İTTİFAK

18. Yüzyılın sonlarında şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük düşmanı kendisini 1768-74, 1787-92 savaşlarında yenen Rus Çarlığı veya Osmanlı tabiriyle "Moskof" idi. İki asırdır, iki imparatorluğun arasındaki sürüncemeli rekabet, bu asrın ikinci yarısıyla beraber Rusya lehine değişiyordu. Moskof, Kırım'ı Osmanlı'dan kopardığı gibi Kafkasya ve Balkanlara sarkması an meselesiydi. 1770'de Baltık Denizi'nden yola çıkan Rus filosu Cebelitarık'tan Akdeniz'e girip Çeşme Limanı'nda Türk filosunu imha etti.(1770, Çeşme Muharebesi)

İşte bu çalkantılı zamanda Fransız İhtilali'nin (1789) patlak vermesi dikkatleri batıya çevirdi. Her iki imparatorlukta savaşa bir ara verip olayları tetkik etmeye başladı. Osmanlı, geleneksel dostuna karşı bakışı en başta olumluydu. Ne de olsa Devrim, Romanovları ve Habsburgları diken üstünde tutmuştu. Ancak kısa süre sonra General Napolyon Bonapart'ın Mısır'ı işgal etmesi ilişkileri bozdu. İngiltere ile askeri ittifak kuran Osmanlı, Napolyon'a karşı Mısır ve Suriye'de mücadele verdi. Nitekim Osmanlı tarihinin en tartışmalı ittifaklarından biri olan 1798 Osmanlı-Rus İttifakı'nın nedeni yine Mısır'ın işgaliydi. İttifak öyle beklenmedikti ki Fransa'nın Dışişleri Bakanı Talleyrand haberi duyunca koltuğa yığılıp kalmıştı. Geleneksel dosta karşı geleneksel düşmanla ittifak sıra dışıydı. Kısa süre sonra Rus gemileri İstanbul Boğazı'na gelince, Yedikule Zindanı'nın penceresinden boğazı seyreden Fransız maslahatgüzarı (bir nevi büyükelçi) Sultan'ın Yeniçeriliği kaldırmak için Rusları İstanbul'a davet ettiğini sanmıştı. Fransızlara karşı ikinci bir cephe açmayı planlayan Osmanlı-Rus filosu Adriyatik'teki Yedi Adaları hedef aldı. Zira Napolyon 1797 yılında Venedik Cumhuriyeti'ne son vermiş. Venedik mülkündeki Yedi Adaları (Korfu, Zenta, Kefalonya, Aya Mavra, İtaki, Çuka, Pakso) işgal etmişti. Mevcut statükonun bozulmasından öfke duyan Osmanlılar, Fransa'nın Balkanlar'a bu kadar sokulmasından da memnun değildi. Nitekim Mart 1799'da birleşik filo Yedi Adayı Fransızlardan temizledi ve Cezayir-i Sebâ-i Müctemia Cumhuru yani Yedi Ada Cumhuriyeti'ni kurdu.(Yedi Ada Cumhuriyeti'nin Bayrağı)

Bayrağı ve Anayasası İstanbul'da hazırlanan "Cumhuriyet" varlığını 1807 Tilsit Antlaşması'na kadar korudu. Osmanlı'nın önerisiyle mavi fon üzerine Venedik'in St. Marco aslanı resmedildi. 7 ok 7 adayı temsil ettiği gibi sol üst köşede Çar Paul'ün önerisiyle Cumhuriyet'in kuruluş tarihi, Hicri 1214 yazılmıştır. Etrafındaki kırmızı şerit ise Osmanlı himayesini temsil ediyordu. 
(Cumhuriyet'in parası)

Artık bir Osmanlı mülkü olan Yedi Adalar, garp ocakları korsanlarının cumhuriyetin tüccarlarına saldırması yasaklandı ve imparatorluğun en mühim şehirlerinde ticari imtiyaz hakkı verildi ve Yedi Adalar kısa sürede zenginleşti. Öyle ki Karadeniz'e çıkan gemilerinin sayısı 1803'te 37 iken 1804'te 100'e ulaşmıştı. Buna karşılık cumhuriyet, imparatorluğa her üç yılda bir olmak üzere 75.000 kuruş cizye verecekti. Fransa 1802 tarihinde imzaladığı Amiens Antlaşması ile Cumhuriyeti tanıdı. Yine de Cumhuriyet varlığını 1807'ye kadar sürdürebildi. Tilsit Antlaşmasıyla dost olan Fransa ve Rusya, Cumhuriyetin sonunu getirdi. Yedi Adalar'dan desteğini çeken Rusya, Napolyon'un aynı yıl 17.000 asker yollayarak Yedi Ada'yı teslim almasına ses çıkarmadı. Osmanlı Devleti, Fransa’yı karşısına almak istemediğinden Yedi Ada Cumhuriyeti üzerindeki hâkimiyetinden vazgeçti. Fakat Fransa'nın egemenliği yine fazla sürmedi. 1812 tarihinde adalar, İngiltere'nin hakimiyetine geçti ve uzunca bir süre öyle de kaldı.


Kullanılan Kaynaklar

• Kahraman Şakul, Osmanlı'da Savaş ve Strateji, Ketebe Yayınları 1. Baskı s. 305-313